EDEBİYATTA POSTMODERNİZM ETKİSİ VE POSTMODERN ESERLERİ İLE ORHAN PAMUK İLİŞKİSİ

By on 02 Kasım 2021
Screenshot_20190105-192043

ÖZ
Modernizm, Descartes’le başlayan felsefe geleneği yolculuğudur. Bilgi, akıl ve kurama dayalı kuramları söz konusudur. Akıl geleneğinin yukarıda olduğu felsefe geleneği olarak toplumsal çıkışını yakalamaktadır.
René Descartes, Fransız filozof ve matematikçi yazar, Batı felsefenin akılcılık ilişkisinin geçişini sağlamaktadır.
Edebiyatta modernizm, öznellik ile ilişki kurarak, nasıl gerçekleştiğini vurgulamaktadır. Şahıs anlatıcıları söz konusudur, nesnellikten uzakta olması öz bilinç materyallerini geliştirmektedir. Şiir belgeseldir. (T.S.Eliot:1960), düz yazı şiirseldir (Woolf ve Jolycee:1960). Modernizm edebiyatının minimalist tasarımı ve karmaşık biçim estetiğini ön plana çıkartmaktadır.

1960 yıllarında Modernite kuramının çöküşüne denk gelen bir kurgu değişimi söz konusu olur. Modernizm sonrası olarak postmodernizm merkezci felsefesi, nesnelliğin varlığını reddederek kuramı yeniden tanımlamaktadır.

Anahtar Sözcükler: Postmodernizm, modernizm, felsefe, kuram, edebiyat, modernite, simülasyon, anlatı

GİRİŞ
Marksist edebiyat kuramcısı, Fredric Jameson dogmatik olmayan yorumların tanımlanmasını sağlamaktadır. Birleşik Devlet politikalarında, Yeni Sol kavramına esas olarak kavramlar niteliğinde avangart yorumlar kapitalizm sistemini devreye almıştır. Jameson, Marksist politik düşüncelerini tarihsel bütünlük içinde ortaya koymaktadır.
Postmodernizm sorunu, temel özelliklerin gerçekte var olup olmadıklarını sorgulamasını mistikasyon temelimde toplumsal konumu, politik olumlamaları, kabul ya red edilme durumları ile kültürel ve tarihsele özgürlük ve kapitalizm arasında ki ince kabul edilme çizgisi olarak sayılmaktadır Anti-modernist bakış açısı arasında temel ideoloji estetik ve yapıcı matematiğin oluşumu içinde olmalarıdır. Postmodernizm, farklı bağlamda modernist düşüncenin eleştirel boyutundadır.

Marksizim, Karl Marx ve Friedrich çalışmalarıyla ortaya çıkan özgün siyasi felsefe akımına, tarihin diyalektik materyalist yorumuna ek olarak ekonomik ve toplumsal görüşün Marksist açısından çözümlenmesi ve toplum değişim feodalitesini oluşturan sistem olarak bağdaşmaktadır.

Marx, alt yapı ve üst yapının benzeşik ve farklılaşma boyutunda sosyo-ekonomik çelişkilerin konumlandırrmasını, ilkel komünizm, köleci toplum, feodalizm, kapitalizm, sosyalizm, komünizm olarak sağlamaktadır. Birlikte yaşam, aristokrati doğuşu, kapitalist düzen, emekçi savunucusu, sınıfsız ve devletsiz toplum bağlamında biçimini belirlemektedir.

MODERNİTE AÇILIMI
Michel Foucalty, ‘ Gelecceğin sorgulanması ve reddinin, bireyselcilik, özgürlük, resmi eşitlik, sosyal bilimsel teknolojik ilerleme ile insanları mükemmelleşmesine dair inancı, rasyonelleşme, profesyonelleşme, feodalizmden kapitalizme ve piyasa ekonomosine yönelik hareket ile sanayileşme … ‘ açıklaması ile bütün hayatını tarihin yanından geçmeyen konuların kuramlarını gerçekleştirerek yaşadı.

Orta Çağ ve Modern Çağ yapısında, 15.yy ve 16.yy arasında bilim, sanat, edebi eserlerinin yeniden uyarlanma döneminden önceki dönemi kapsayan etkileşimi ifade etmektedir. Fransız Akımı ile birlikte, kapitalizm etkileri ekonomiyi, Rönesans etkileri kölelik anlayışı ırkçılığın değişimi ekseninde hümanist kolektif bilincine teslim olması avangart yapıcı değişimleri ortaya çıkardı. Fransa, Portekiz, İtalya öncülük etmesi Dünya akımını başlatmıştır. Tarihin kabul ettiği en büyük akım olarak kabul edilen, Rönesans Akımıdır. Yeniden Doğuş imgesi ile sembolizm oluşturan akım, Orta Çağ ile Modern Çağ arasında ki dönem olarak konumlandırılmaktadır. Sekülerizm ile dünyalaşma, devletin dinsel kuramlarından ayrışması ile daha gerçekçi düzeyde bilimse boyutuna geçişini sembolizm etmektedir. Bilimsel, teknolojik değişimler yanından, sanat ve edebiyat alanlarında pozitif değişimler hızlıca modernleşme çağına geçişmesini sağlamaktadır.

Foucalty, 1992: Hapishanenin Doğuşu: ‘ Tarihsel kategori olarak modernitiyi, geleneğin sorgulanması veya reddinin bireycilik, özgürlük ve resmi eşitliğe verilen öncceliğin; sosyal, bilimsel ve teknolojik ilerlemeye ve insanların mükemmelleşmesine olan inancın; rasyonelleşme ve profesyonelleşmenin, feodalizmden, kapitalizme …’ şeklinde tanımlamaktadır.

POSTMODERNİZM KURAMI
‘ Descartes, Kartezyen Özne Anlayışı
Kant, Evrensel ve Aydınlanmacı akıl düşüncesi
Hegel, rasyonel olan gerçektir, gerçek olarak rasyoneldir ‘ kuramları bağlamında nesnel varlığını reddeder. Post modernizm, aynı bağlamda büyük anlatı teorisini de red etmektedir.

Gerçeğin kurgu olduğu düşüncesini savunmaktadır. Resim, müzik, sanat, edebiyat ve sosyoloji bağlamında yeni anlamlandırma teorisi ile başkalaşma durumuna dönüşümünü tanımlamaktadır.
Günümüz edebiyat alanında ki temsilcisi, kara kitap, beyaz kale, benim adım kırmızı kitapları yazarı Nobel ödüllü Orhan Pamuk olarak iletilebilir. Ayrıca, Umerto Eco Gülün Adı, Newyork Üçlemesinin yazarı Paul Auster, postmodern bütün özelliklerini imgeleyen Bir kış gecesi eğer bir yolcu eseri ile İtalio Calvino olarak temsilci örnekleri sunulabilir.

Ortak parodi ise, gerçekliliğin yitirilmiş olması, eserlerde türler arasında geçişin olması, kolaj ve metinlerarasıcılık tekniklerinin olması ve aynı bağlamda büyük anlatılara inançsızlığı temel özellikleridir.
20.yy ‘dan sonra sorgulama yapılmasının nedenlerinden, Kadın hareketleri, heterojenleşme, demokratikleşme, enformatik devrimi ile post modern koşullarına alt zemin hazırladığı inceleyebiliriz. Özellikle II. Dünya Savaşından sonra felsefi alt yapısı, üretim ilişkileri, Aydınlanma Çağı, endüstriyel üretimin devamı ile yeni bir toplum ortaya çıkmaktadır.

Jürgen Habermas, Alman felsefeci, sosyolog ve siyaset bilimci eleştirel kuram ve Amerikan pragmatizm ile tanınmaktadır. Habermas, modernite ve postyapısalcılık çeşitlenmesine kaynak oluşturmuştur. Habermas, estetik modernite kavramını estetik modernizmle eş anlamlı kullanmaktadır.

SİMÜLASYON VE SİMÜLAKRA ÇAĞI
Simülark, bir gerçeklik olarak algılanmak istenen görünümdür. Simülasyon ise, bir sistem ve olguyu biçimine göre incelenmesi ve yapay şekilde yeniden üretilmesi olarak şekil almaktadır. Da Vinci Son Akşam Yemeği, resmine ait gerçekleşen alıntılar söz konusudur. Postmodernizm klasik olan resmin alınması ve başka bağlamda tekrar yorumlanarak sunulması durumudur. Resim aslında Rönesans sanatıdır ve geleneksel sanatın parçasıdır. Çeşitli varyasyonlarını aktarılırken bulabiliriz. Nesneler değil anlatımlar farklılaşmaktadır. Bu durumda yeniden yorumlama ve durumun kolektif boyutta simüle edilerek zihnimizde ki imgelerle alaycı, parodi yaklaşma ve birbirinde farklı durumların sentezlenmesi olarak kabul edilmektedir.

ORHAN PAMUK VE POSTMODERN ESERLERİ İNCELEMESİ
Orhan Pamuk Kimdir?
7 Haziran 1952 yılında, Ferit Orhan Pamuk İstanbul’da dünyaya gelir. Alfred Nobel’in idealist yönelimi farklı bağlamda olan yazarlara İsveç Akademisi tarafından verilen ödüle layık görülmüştür. Nobel ödülü ilk kez 1902 yılında verilmeye başlandı. Jean Paul Sartre, Nobel Edebiyat ödülünü kabul etmeyen tek yazar olarak bilinmektedir. 2006 yılında Türkiye’yi temsile Orhan Pamuk, melankolik ruhunun izleri doğu batı kültür çatışmasını ele alarak yeni bir dönüşüm içinde paradigması kapsamında yeni simgeler ortaya çıkarmasına istinaden ödül almıştır. Dünyanın et etkili 100 kişisinden biri olarak, Nobel ödülü alan ilk Türk vatandaşıdır. Time dergisi, her yıl dünyanın en etkili ilk 100 kişisini yayınladığı geleneksel bir düzlemdir. Lider, Devrimci, Kuramcılar, Sanatçılar, Bilim İnsanları vb. kategori olarak listelenmektedir.

1974 yılında yazmaya başlayan Pamuk’un ilk romanı ‘Karanlık ve Işık’ 1979 yılında Milliyet Roman Yarışmasında birinci olur. Aslında yarışmanın iki birincisi vardır ve ödülü Mehmet Eroğlu (Issızlığın Ortasında) ile paylaşır.

Aynı romanı, 1982 yılında ‘Cevdet ve Oğulları’ adıyla yayınlanır ve akabinde 1983 yılında Orhan Kemal Roman Ödülü kazanır. Orhan Kemal anısına 1972 yılından bu yana verilen ödül olarak gelenekselleştirilmiştir. Cevdet ve Oğulları kitabı, tüccar bir ailenin yaşadıklarını ele alarak aynı bağlamda ülkemizin politika çerçevesinde, sosyo-ekonomik, kültürel tarihin metaforunun anlatılması ile kurgulanan melez bir yapıdır. Ana hikaye çerçevesinde, Türkiye Cumhuriye’nin sınıf farklılıklarını ve görüşlerini, yaşam farklılıklarını alt çerçeve hikayeler ile anlatan bir yapıdadır. Geleneksel anlatımına katkı olarak, şimdiki ve gelecek zaman kurguları da yer almaktadır. Aslında, kendi hayatı ile paralellik kurarak metinlerarası geçişi sağlamaktadır.

1984 yılında Sessiz Ev romanı, Madaralı Roman Ödülü Kazanır. Emekli öğretmen Fikret Madaralı ve eşinin, Köy Enstitüleri ‘nin kuruluş tarihinde basılmış romanlara verilen edebiyat ödülüdür. Sessiz ev kitabında ise birden fazla anlatıcı söz konusudur. Recep, Fatma, Hasan, Faruk, Metin olayları kendi gözünden aktararak çoklu anlatım ilişkisi kurmaktadır. 1991 yılında da, Prix de la dêcouverte europêenne )Avrupa Keşif Ödülü’ ne layık görülür. Fransızca, Hollanda, İspanyolca, İsveççe, İtalyanca, Rusça, Yunanca çevirileri vardır.

Kara Kitap romanında anlatıları, tarihi yazıları ve kimlikleri görmekteyiz. Çerçeve hikâye alt metininde metinlerarası geçiş ile birbirinden bağımsız alt çerçeve hikâyeler söz konusudur. Çerçeve hikâyede, Galip eşini aramaktadır ve eşinin adı Rüya’dır. İç içe geçen hikâyelerde okuyucuya oldukça gizemli gelmektedir. Postmodernizm metaforunda incelenmesi bağlamında ise, ‘Binbir gece masalları’ hikayesinin anlatı yapısını kapsamında metinler arası geçiş olgusunu almıştır. 12.yy ‘a yazılan Manktıku’u Tayr mesnevisinde Hüdhüd padişahı yani Simurg kuşunun hikâyesi gibi sonunda tasavvuf boyutunda içe dönüş ve ruhani yolculuğun kendi iç dünyasında oluşunun imgesidir. Aynı bağlamda, Galip eşi Rüya’yı aslında kendi iç dünyasında aramaktadır.

Orjinallik, tekilden uzak anlatımlar, biricilik yer aldığı anlatılar söz konusudur. Kolektif zihin ile birbirinden bağımsız metin halkalar var. Birbirine bağlanmayan çelişki ve heterojenlik aynı anda işlenmektedir.

Alaycılık, geçersizleşme, büyük anlatıların geçersizleşme durumu. Estetik olma durumu yoktur. Gündem yaratan, modernistlerin gelenekçi sanata açtığı savaş gibi değil de provoke etme durumudur. Kurmacaları çizgi roman ile anlatma söz konusudur.
Postmodern Anlatı
1960 yılında edebiyat kuramına dair farklı söylemleri olan Susan Sontag, Fiedler, Ihab Hassan kalıplaşmış metiler dışında yaşamla senkron haline gelebilecek kuramların gelişmesi bağlamında, edebiyat alanında ciddi bir darbe ile başkaldırı söz konusudur. Hedeflerinde, geleneksel sanat, modernizm mutlak doğruları, tekilcilik, nesnellik ve var olan ölçütlerin itibarsızlaşması ile çoğulculuk ideolojisi ve mutlak bir doğrunun olmadığını savunur. Çoğulculuk yanında melezleme, merkezleşme, kuram kavramı, metinlerarası geçiş, kurmaca tüm edebiyat eserlerini etkisi altına alır. Çoğulculuk metaforu ile sistem içine yerleştirilmek istenen modern ilkelerini farklı bakış açıları ile avangart bir dönüşüme sürüklemektedir. Postmodernist edebiyat çalışmalarına yön veren Orhan Pamuk, Hasan Ali Toptaş, Calvino olarak incelenebilir. Ortak payda, farklı sempozyumları tek bir bağlamda bağdaştırıp, farklı anlatıcılar ile metinler arası geçiş sağlayarak, çarpıcı öyküleri sentezleme durumu olarak ele alınmaktadır. Nesnel biçimcilikten, çoğulculuk kavramına geçişi inceleyen bir kuram olarak saptanmaktadır. Oğuz Atay, Tutunamayanlar eseri de bu bağlamda incelenebilir. Post modern eser yazarı, çerçeve hikaye altında yansıtmacı kuram aksine kurmaca karakterleri zaten kurmaca olarak aktarması ironi bir gerçekliğin payı gibi, gerçek ve aksi durumlarını sorguladığımız bir metinsel yazıya dönüşmektedir. Birey sözcüğü yerine Foucault, ‘özne’ sıfatı ile bütüncül ve durağan bir varlık akabinde, kurgu içinde yaşanan kurgular bütüncül olmayan bir duruma dönüştürür.

Postmodern Roman Anlayışında Kavramlar
Üst Kurmaca: Orhan Pamuk, Benim Adım Kırmızı Romanında, üst kurmaca kavramına denk gelebiliriz. Postmodernite öncesince, diğer kurmaca türlerine atıfta bulunma durumu olarak gerçek ile kurmaca arasında durumu sistematik ve anlatı bağlamında durumu sorgulama durumudur. Cinayetin içinde geçen karakterler ile cinayeti aydınlatma kurgusunun ve çözümlenme hikâyesinin aynı bağlamda Doğu Batı karşılaştırmasının temel alındığı bir eserdir. Kendi içinde başka roman anlatan bir kurgu ve bu bağlamda okuyucuyu esere dahil etme halidir. Kurgunun başı, gelişme durumu ve sonu olacak şekilde sistematik olması beklenirken, linear olmayan sondan ya da ortadan anlatılarak başlanılması paralellik kurması söz konusudur.
Metinlerarasılık: Benim Adım Kırmızı eserinde, metinler arası geçiş ve başka metinler tarafından dönüştürülmesi durumudur. Anlatı öğelerinin Aristo, nakkaşlar, Hristiyan, İncil ile paralellik kurarak başka bir metne göz atma durumunu oluşturmaktadır. Ana tema, doğu batı olsa bile alt temalarda aşk çerçevesinde Leyla ile Mecnun, Kitabı-r Ruh cinayet, ölüm vb didaktik durumların paralel boyutta geçişini betimlemektedir.

BULGULAR
Edebiyatta postmodern anlayışı Aydınlanma normlarıyla birlikte dünyada var olan istikrarsız, temelsiz ve olumsuz bağlamda dağınık olan kültürün düzen araması ile merkeziyetçi birliğin dönüşümünü simgelemektedir. Normların nesnelliği kuşkuculuğu beraberinde getirmektedir. Sınıf paradigmasının çökmesiyle dilin açılımı ve muğlak değişim söz konusudur. Çoğulcu kimlik politikası eserlerde çoğulculuk kimliklerin eklenmesine neden olmaktadır. Cinselliğin illüzyonlaştırılması ve meşrulaştırması eserlerde daha özgün bir şekilde nakkaş edilmesi tasavvuf boyutundan, özgürlük kimliğinin muğlak değişimi söz konusudur. Eserler arasında totoloji söz konusudur. İnsanlar arasında ırk ayrımcılığı ortadan kalması ile anlatıların meşrulaştırılması ve resmedilmesi ayyuka çıkmaktadır.

Post modern edebiyat, resim ve roman özellikleri çoklu bakış açısının kullanımı, kurguda boşlukların olması, kurmacanın artması, modernizmin eleştiri boyutunda inandırıcılığının yitirilmesi, simülarka kavramına eşdeğer çoklu anlatım ile birden fazla anlatıcının kendi bağlamında yorumlaması söz konusu olmaktadır.

20.yy modernizm eserleri kurucusu Picasso’dur. Kuramlarıyla ilse Lytord ve Derrida postmodernizme yol açmıştır. Ayrıca Bauldrillard ve Fuco ‘da isimlendirilebilir. Müzik alanında temsilci John Cage, edebiyat alanında temsilci dövüş kulübü ile Chuck Palahniuk örnek olarak verilebilir. Günümüz teknolojisine baktığımızda evimizin başköşesinde yerini alan Televizyon yapay zekânın yer ettiği teknolojiler ile gerçeğin aslında alıntı olarak sunulmasının halidir. Gerçek aslında büyük bir kurmacadır.

Resimlerle anlatılarda ise, klasik resmi alıp başka bağlamda bize sunulması postmodernizm etkisi olarak melezlenmektedir. Da Vinci ‘ Son Akşam Yemeği’ eserinde Rönesans etkisini görmekteyiz. Aslında geleneksel sanatın bir parçası olarak karşımıza çıkmaktadır. Postmodernizm kuramından sonra, farklı varyasyonları ‘Hristiyanlık için çok önemli olan bu anlatıyı’ nesneler aynı kalsa da anlatım farklılaşması ile anlam türetmesi gerçekleşiyor. Resim ve anlatımın kolektifleşme durumudur. Özneden farklılaşma durumu ile etkilendiği şeylerin toplamı bağlamında paradik yaklaşımlar söz konusudur. Eserin gerçek resmi ve ironik resmi arasında alıntı ve yorumlama yapılmıştır. Bu bağlamda postmodernizm, yan yana gelmesi mümkün olmayan şeylerin birleşimidir. Birçok bakış açısının, modernite ve klasik düzenin yan yana yeniden anlam kazanması ve farklılaşma örneklemi verilebilir.

KAYNAKÇA:
Jameson, Fredric, ‘ Marksizm ve Biçim’, ÇYK Yayınları, 1997
Jameson, Fredric (2008), ‘ Postmodernizm ya da Geç Kapitalizmin Kültürel Mantığı’ , Nirengi Kitap, Birleşik Dağıtım Kitapevi, Baskı 6, syf. 99 – 106
Friedrich Engels, Karl Marx (2003); ‘ Komünist parti Manifestosu’, NK Yayınları, İstanbul, 3.Basım Erkin Özalp Çevirisi Sf.13
Foucault Mıchel (1992); ‘ Hapishanenin Doğuşu’, İmge Kitabevi, Ankara, Mehmet Ali Kılıçbay Çevirisi (İlk kez 1975 yılında Gallimard tarafından yayınlandı)
Habermas Jürgen; ‘Modernin Felsefi Söylemleri’ , Modernitenin Felsefî Söylemi / Jürgen Habermas : Ne Mutlu “İnsan’ım” Diyene! (derindusunce.org) kaynağından 19 Mayıs 2021 tarihinde arşivlendi. Erişim Tarihi 09 Aralık 2015
Bauldrillard Jean(1972); ‘Simülakrlar ve Simülasyon’ , Doğu Batı Yayınevi, Çeviren Oğuz Adanır
Pamuk Orhan(1994); ‘ Kara Kitap’, YKY Yayınları 2013, 15.Basım (France Culture Ödülü)
Françoıs Jean Lyotard, ‘Post Modern Durum’ Ankamat Matbaacılık, 2014, Çeviri İsmet Birkan (Parodi ve Meşrulaştırma syf 115.)
Eagleton Terry, ‘Postmodernizmin Yanılsamaları’, Ayrıntı Kitapevi, 1999, 2.Basım, İngilizceden Çeviren Mehmet Küçük, syf 14,26
Ecevit Yıldız, ‘Türk Romanında Postmodernist Açılımlar’, 2001, İstanbul, İletişim Yayınları 1.Baskı
Eco Umberto, ‘Yorum ve Aşırı Yorum’, Can Yayınları 1996, 7:Basım, Çeviren Kemal Atakay,

About Hakan Alkan

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir