Astsubay ile Söyleşi…

By on 18 Ekim 2022
özen1

Sevgili Okurlar,

Dün, 17 Ekim Dünya Astsubaylar Günüydü. Dünyada ve Türkiye’de görev alan, görevinden emekli olan tüm astsubayların 2012 senesinden bu yana kutlamaya başladığı gün haline gelmiştir. TEMAD’ın kuruluş gününde; siyasi liderleri, hükûmet mümessilleri ve astsubayların iştirakiyle kutlanmaktadır. Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği Yönetim kurulunun Genel Başkan Yardımcısının yaptığı teklif öncülük etmiştir.

Bu bağlamda bu özel güne iştirak olmasına adına, bitirme tezim için yaptığım söyleşiden kısa bir metni sizlerle paylaşmak istedim. Bitirme tezimde Nutuk Eserini inceleyip, nitel araştırma yöntemi olgu bilim deseni metodolojisi ile tamamlamıştım.

Keyifli okumalar…

Astsubay ile Söyleşi :
Özen Acar:
Nutuk Eseri ve Mustafa Kemal Atatürk hakkında yorumunuzu ve gençlerimizden beklentilerinizi aktarmanızı doğrultusunda nasıl bir gelecek bizleri beklemektedir.

Astsubay:
‘ Nutuk, TCD nasıl kurulduğunu, hangi zorluklarla kurulduğunu, büyük Taarruzuz, o zaman ki halkımızı, kongreleri ve savaştan sonra kurulan kocaman devleti, karmakarışık dönemde kadına verilen önem, eğitime verilen destek, nasıl neden niçin soruları ile geldiğimizi belgeleyen, TCD nasıl kurulduğunu anlatan ve geleceğimizi görebilmemiz için okumamız gereken eserdir.

Bir avuç insan ile başlayıp koca bir bir ulus mücadelesine dönüşen TDC ‘nin nasıl oluştuğunu anlatan, kimlerin nasıl mücadele ettiğini anlatan eserdir. Mustafa Kemal Atatürk, o kadar çok kitap, paragraf var ki yazmaya kalksam yazamam. Kocaman bir devlet, kocaman bir ulus, kocaman bir tarih ile kısacık ömründe kendisinden vazgeçip ulus meydana getiren ve kocaman bir yüreği olan, yokluktan varlığa çıkaran, adına besteler yapılan, şiirler yazılan, romanlar kitaplar yazılan, sarı saçlı mavi gözlü, son CÜRET diye yola çıkıp, bize kocaman bir gelecek bırakan, annesinin küçücük Mustafa ‘sı, matematik öğretmeninin Kemal’i, bizlerin de kocaman Atatürk ‘ümüzdür.
Gençlerimizden beklentimiz, geçmiş tarihini bilmeyen insanların hiçbir zaman geleceği olmaz. İkinci Dünya Savaşından sonra Japonya’da ilkokuldan itibaren bütün çocuklara atom bombasının atıldığı Nagazaki, Hiroşima bölgesine götürüp, ‘ biz buralardan geldik ‘ diyerek, çocuklarımıza geçmiş bilinci yüklemişlerdir. Bizler de Çanakkale ‘yi, Malazgirt ve Koca tepe’ yi görmeden hiçbir zaman bir noktaya gelemeyiz. Önce tarihimizi doğru öğrenip geleceğe de umutlu bakmalıyız. Onun için çok çalışıp işimizin en iyisini yapmalıyız. ‘

Özen Acar: Bir anınızı bizimle paylaşmak ister misiniz?

Astsubay:
‘ Mardin Nusaybin Devlet Hastanesinde bir askerimizin yaralandığını duydum ve hastaneye gittim. Pervasızca sağa sola bağırdım. ‘Ali ’ diye. Doktor ve hemşire karşıladı beni. Koşarak morga doğru ilerledim. … Sessizlik… Görevli arkadaşlar Ali ‘nin şehit cenazesini getirdi. Tabutlanmasına yardımcı oldum. Sevdim. Kalan eşyalarını ve telefonunu aldım. Annesi arası. Dedim ki ‘ anne yüreği hissediyor. ‘
Uzun süre açamadım. Görevim bitince Ali’nin annesine gittim. İlk sorum ‘ o an çok aradınız, hissettiniz mi?’ , ‘ Kalbim sıkıştı oğlum’ dedi

Özen Acar:
Mesleğinizin zorlukları ve güzellikleri açısından, yaşamınıza kattığı avantaj ve dezavantajlar hakkında değerlendirmenizi aktarabilir misiniz?

Astsubay:
‘Avantaj ve dezavantaj olarak ayrım yapmadım, düşünmedim. Yaşam biçimi olarak gördüm. Profesyonel askerim, görevimi yapmakla yükümlüyüm. Profesyonelce düşünüp, profesyonelce hareket etmek zorundayım. Geçmişimi anlatırken, ilk gün ki gibi heyecan duyuyorum. Bedel ödedim demiyorum, görevimi yaptım diyorum. Bizim mesleğimiz, terazi kefesinde değerlendirilecek bir meslek değildir ‘

Özen Acar:
Sayın Astsubayım, sizi tanımak amacıyla birkaç soru yöneltmek istiyorum. Kaç yaşında göreve başladınız. Kaç yıldır TSK, görev alıyorsunuz. Ülkemize katılımlarınız ve katkılarınız mesleki açıdan değerlendirecek olursak, nasıl sınıflandırabiliriz. Görevinizi severek mi yaptınız?

Astsubay:
13 yaşında girdim, 17 yaşından profesyonel olarak görevime başladım. Ben görevlerimi ülkeme bir şeyler katmaktan ziyade, ülkemi korumak adına gerçekleştirdim. Görevimi en iyi şekilde layıkıyla yapmaya çalışıyorum

Özen Acar:
Sizin aktarmak istediğiniz bir bilgi, tecrübe ya da ek bir kaynak var mı? Genel olarak ek bir şey paylaşmak ister misiniz?

Astsubay :
Her kesin Nutuk Eserini bir defa kesinlikle okumasını isterim. Bana bu fırsatı verdiğiniz için teşekkür ederim.
NUTUK ESERİ
Mustafa Kemal Atatürk’ün kendisinin aktarımı ile Cumhuriyet tarihi açısında oldukça önemli bir edebi metne hâkimdir. 19 Mayıs 1919 tarihinde Samsun’a çıkması ile başlayan tarihi dönem, 1927 Cumhuriyet İnkılap’ ına kadar süregelen dönemi, olayları ve anlatıları tasvir etmektedir. Türk milletinin, halkının ve ordusunun yaşadığı, akabinde İstiklal Savaşı kudretinde Yeni Türk Devleti Türkiye Cumhuriyeti’ nin destansı kuruluş tarihini aktaran bir metinler arası geçiş olarak nitelenlendirilmektedir.

Tarihi kökenimizin aktarımı açısından birinci dereceden elde edilen kaynak metaforu, tarih açısından askeri, siyasi açıdan Osmanlı İmparatorluğunun işgal edilen, sömürge dizaynı içinde ana çerçeve hikâyenin bu bağlamda olduğu ve Şanlı bir mücadele ile vatanı düşman işgalinden kurtarıp Türk Devleti kurma projesinin somut kaynağı olarak temsili sayılmaktadır. 1919 ile 1927 yılları arasında gerçekleşen mücadelenin ulusa sunulduğu bir resmi düzenekte ki rapor olarak da kayıtlara geçmesi söz konusudur. Söylemlerine, yazılı metnine ‘Samsun’a çıktığı günün genel durumu ve tasvirleri ‘ ile mevcut şart ve koşulları ele alarak, tespit ederek planladığı projesine geniş bir mecradan incelemekte olduğu ve kararlı sükûneti ile ulusunun yaşadığı gerçekleri heterojen açıyla ortaya koyarak hedefini net ve simgesel olarak belirlediğini açıklamaktadır.

Yegâne ve tek hedefi ‘Kayıtsız Şartsız bağımsız Yeni Bir Türk Devleti kurmak’ tı. 29 Nutuk bir hatıra söz dilimi değil, İnkılabımızın incelenmesinde geçmişimizi görebilmenin ışığı ve nitelikli yardımcısı olarak güçlü bir kaynak olarak başyapıtlarda yerini korumaktadır. Nutuk, Türk Devletine sunulan tarihsel bir rapordur. Ve ülke kurucusunun kendi kaleme aldığı, birinci derece ağızdan intikal ettiği, şeffaflığı ile aktardığı, somut resim ve delillere dayandırılacak, gençlerimize, halkımıza sunulduğu eserdir. Hitabe ile Türk gençliğine emanet edildiği eseri incelemek ve bağlamda metinler arası geçişi incelemeyi hedefliyorum. Mustafa Kemal Atatürk, 1927 yılında ‘Nutuk’ eseri hazırlıklarını gerçekleştirmek için planlama gerçekleştirdi. Haziran ayında kalp rahatsızlığı nedeniyle çok kısa ara verdiği halde, süreci Eylül ayına kadar toparlayıp çalışmalarına, arkadaşlarının da görüş ve önerilerini alarak, belge inceleme prosesleri işleyişi içinde tarihi bir eser olarak mevcut Sürecini tamamlayarak, yapıtı sonuçlandırdı.

15 Ekim 1927 senesinde bir Cumartesi, Cumhuriyet Halk Partisi Kongresinde toplanan meclis üyelerine ve delegelerine ‘Nutuk’ Eserini okur. 1919 ve 1927 yıllarını kapsayan bir raporlamadır. Milletvekili ve delegeler haricinde yabancı ülke temsilcileri de konum olarak iştirak etmektedirler. ‘ Cumhuriyet Halk Partisi’nin büyük kongresini açıyorum’ sözüyle konuşmasına başlar. Açılış konuşma hitabesinden sonra, ‘Nutuk’ belgeleriyle sunularak aktarılır. Yeni Türkiye Devleti Cumhuriyet’ in temelleri atılma durumları, nerede, nasıl ve hangi koşullar siperinden geçilerek mevcut koşula erişildiğini, bir devletin tüm sömürge, baskı ve hilelere nispeten nasıl kurulduğunu aktaran anıtsal bir kitaptır.

ÖNSÖZ
Osmanlı Ordusunun ağır yenilgileri, ülke genelinde ki koşulları ağır ateşkes anlaşması imzalanarak bir halkın yok olması ile karşı karşıya gelinmiştir. Savaşın uzun sürmesi, ulusu yorgun düşürmüştür. Ulusu savaşa sürükleyen Vahdettin tahtını korumak için çözümler üretse de, ulus yok olma gayesinde sömürülmeye devam etmekteydi. Hükümet ise Damat Ferit Paşa’nın komitesindedir ve oldukça güçsüz bir yönetimdedir. Padişah ve çıkarları kapsamında ulusu hiçe sayan kararlar alınmıştır.

En acısı da ordunun namusu olan silahlanmanın ellerinden alınması olsa gerek. İtilaf Donanmaları ve askerleri İstanbul ‘da, Fransızlar Adana ‘da, İngilizler ise Urfa Maraş ve Antep, İtalyan Birlikleri Antalya ve Konya, İngiliz Askerleri ise Merzifon ve Samsun bölgesinde görünmekteydi. Yabancı Devletlerin istilasına uğrayan Osmanlı son nefesini verirken, emperyalist kuram ile İtilaf Devletleri tarafından parçalanarak bölünme planları yapılıyordu. 15 Mayıs 1919 tarihinde İtilaf Devletlerinin açılımı ile Yunan Ordusu İzmir’e çıkarıldı. Hristiyan azınlıklar, devletin çökmesi için uğraş veriyordu. Bir saltanatın yerle bir edilmesi an meselesi haline gelmişti. Mavri Mira Kuruluşunca yönetilen Rum Örgütleri düşünce birliği halinde hareket ediyorlardı.

Pontus Cemiyeti örgütlenmesini Samsun ve merkeziyetçi İstanbul ile ağlarını genişletiyordu. İngilizlerden yana olan her şey serbestti. Amerikan Mandası düzenine geçmesi planlanıyordu. Ulus, bağımsızlığı ve kurtuluş amacı ile çeşitli dernekler kurmaya başlamıştır. Yasa, töre, din ve siyasal hakları kişisel çıkar kapsamında etmenleri bağımsızlaştırarak, yıkım ve yoksulluğu gidermek amacıyla cemiyetler kurulmuştur.

Ya İngiltere koruması, Amerika Mandası ile şiyaret edilerek köleleşme düzenine boyun eğilecekti ya da Ulusal Egemenliğe Dayanan kayıtsız şartsız Yeni Bir Türk Devleti Kurmak gibi başkaldırıcı bir devrim yazılacaktı. 2 Gerçek kurtuluş isteyenlerin sloganı ‘ Ya bağımsızlık ya ölüm ‘ ile uçurumun kenarında umutsuz kalmayarak son bir cüret ile ulusun kaderini değiştiren kararlar alınmaktaydı. Ulus, milliyetçi ve bağımsızlık duyguları ile ölümü bile göze alarak vatanı kurtarma reçetesi hazırlanıp, ‘ vakit tamam ‘ sloganı ile kurtuluş harekâtı başlatılmıştır. Aslında hiçbir şey kolay olmamıştır.
Ne Mutlu Türküm Diyene!
Sevgimle
Özen Acar

About Hakan Alkan

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir