ORTAYA KARIŞIK HİKAYELER!

By on 25 Haziran 2019
IMG_20190620_220708_291

MASOULEH KÖYÜ GİBİ DESTANSI
Senin evin çatısı, benim evin avlusu (alıntı) Tahran’ın Masouleh köyünde ki gibi sıradışı bir mimarinin içindeyiz. Senden bana çıkmak, benden sana dönmek üzere zincirlenmiş halka gibi yolumuzun adımları. Masuleh köyü,  İran’ın başkenti Tahran’ın kuzeybatısında ! Sen sol yanımın çaprazında! Betimleme kadar derin sükunetim!

Masuleh köyünün en belirgin farkı, ilginç mimari yapısı olsa gerek. Aşağıda ki evin çatısı, yukarıda ki evin avlusu olarak tasarlanmış doğa harikası bir yer.  Birbinden farklı alanları tek bir noktada birleştirmek ve masalı birbirinden ayırmamak köyü efsane kılmış, hatta turist akınına rağbet görmüş epeyce zamandır.
Ayrışmaları gerekirken, farklı ihtiyaçları desteklese de ortak paydada buluşmuş olmanın nihai sonucu… Apayrı bir dünyanın ırmak gözlü devi, sakin ılımlı taraça katı gibi güvenli liman sende ki. Rengarenk çiçeklerle bahceme hoş geldin. Ben uslu durmaz ağaca dadanan uğurlu baykuş.. Sen çık avluna, ben bahçeden erişirim gökyüzüne… 1000 yıllık köy kadar destansı içimde ki Sevdan. Gelenek görenek yol yordam bilmem ama dize gelir mavilikte ki balonlarım. Sen sıradışı mimarinin içinde sakla beni, ben efsane aşkımın içinde yaşatırım seni.
Senin evin çatısı, benim evin avlusu hangisinde buluşalım sen söyle!

BÜYÜYOR KADIN! BÜYÜYOR ADAM!

Uçu açık, karalar bağladım da kaçık damgası ile yerle bir edilişimin nirvanası.. Ruhunu saklayanlardansa kaçıklık ile keçileri saymak oyun gelir bana.
Göz göre göre özgürlüğümü serbest edemem sana. Uçmam gerek önce, bittim ben.
Sen hala burada mısın gittim ben! Şöyle ele yüze bulaştırmadan bir ayağın yere bassa, diğeri göklere çıksa.
Uçurtmam rengarenk elinde ki siyah akıntı benlik değil, direniyorum.
Avuçlarımın arasında ki simleri baştan aşağıya boca ettim de parlıyorum kabul gör. İstediğinde yeni yetme bir veled oldum da.. Özgür kız çoşkunun peşine takılırsa kusura bakma! Dönünce bulurum seni, düzlüğe çık sen önce!
Karnavalıma bilet almana gerek yok, tek kişilik gösteri iki kişilik oynarım ben. Sahne dekoru senden ibaret olmasın, hikayeni seyereyim .. Koruna ateşe, külüne dumanına yaktım ben!
Mavi kurdele taktım saçlarıma, hür kuş cengâver çıktı filmin sonunda!
Aladdinin sihirli lambasından çıkan kurbağaya dönüşen prens olmasa da!
Sınandığın şeylerin rol modeli hücrelerinse, yeniden doğmak ellerinde! Büyüyor kadın, büyüyor adam amma eksik amma fazla … Kimi anne sevgisinden yoksun, kimi baba, kimi gönlüne eş arar, kimi kendini sorar! Oysa ne kolaydır dünya! Aradıklarımızı bulsak tamamlanır mıyız! Tamamlanmak için yoksun mu kalmak gerek! Büyüyor kadın, büyüyor adam amma dirayetli amma salaş!  Adım adım sokulduğun nefes kendin ise, sokul derinliklerine. Önce kendini dinle! Fırtına sonrası sessizliğin içinde hem de! Büyüyor kadın, büyüyor adam amma yalanlarla amma doğruluk payında !
Sabah sekiz akşam altı, sonrası yemekti bulaşıktı… Gördüğün en güzel kadın, sevdiğin en yakışıklı adam masalsı destanlar… Büyüyor kadın büyüyor adam amma tabakta bir dilim pastayla, amma elleriyle yaptığı fırında ki poğaçayla … Büyüyor kadın büyüyor adam amma tadımlık amma doyumluk !

JAMBON YETMEDİ SABAHA!
Yukarı yokuşların sebebi partizanlık sayılmaz. Yaşın ederi kadar, racon kesilir üst sokaklarda. Jambon dediğin hangi semtin kahvaltı mıntıkalarına dadanır bilinmez de, gelene şapka çıkarmak mesele … Ah’lama seslerinden irkilir tenim, suç ne dişide ne erin kendisinde! Aşağı tepetaklak olmak huy edinmişlere, iki cift kelâm olsun dizeler… Çarsafın kanı, gerile gerile hayırlara vesile.. Uç ay sonra dişi yumurtlarsa için dışın gebelik, üç güğüm su kadar bereketli. Kadın dediğin ‘ Kapının önüne çıkabilir miyim! ‘ diye soracak, adamın dibi ‘Gerek yok’ diye hönkürecek !
Kahvaltıda jambon yemedin diye mi gafletin ya da hayrola kafatası mı cehaletin! Kadın güler, adam ispata gerek kalmadan ortaya koyar namluları! Çift ödenek olsun! Biri diğerinden büyük mesele .. Yadırgama akşam yemeğine hıyar hazırladım, jampon kalmamış sabaha ✌
Not : Hayat bildiği gibi gelir de, ezdirme kendini ey canım gülüm kadın…

SANA GÖRE ŞEKİL ALMAK!
‘ Herşeye varım ‘ diye başladı sözleri .. Aşka Gitmeye Kalmaya ! Eylem, sözleri kullanıyorum dedim: ‘ Kullan dedi, özellikle de hayatta ‘
Ne umut vaad ediyordu, ne kaygı .. Meydan okuyordu elaleme , aleme… Sinek dövülmüş havanda kalmaktansa, sivrisinek olup bata bata şehzadeye varmak mesafesi. Anlamasanızda hayatla vardı bir meselesi… Uzaktan kumanda ile koordine edilmiş hayatların sahiplerine , neyin hevası denilsede , helvası yendiği gün yapamadıklarına ikra eder, İnşirah süresini yine kendime okurum. Umut vaad eden topraklar uğruna gitmek , valiz hazır beklemek değil , neden olmasın demek!

Her şeye varım! Aşka Gitmeye Kalmaya !

BİZİM PAZAR
Pazar dediğin mürüvet, bizim komşu kızı Seylan ‘ın ipe dizdiği çamaşırları boncuk gibi mübarek. Ben vakitsizlikten salla pati atıyorum ipe. İki mandal işlem tamam. O kadınsa ben neyim İlle cümlealem görecek vay be kadına bak nasılda güzel dizmiş askılı morlu şalvarları. Hıdırellez değil Seyhan, siyah paça donu yok mu kirli sepetinde .
Zaten geçen bir mercimek köftesi yapayım dedim mercimekler iki dirhem  bir çekirdek pişmemiş tanecikler. Allahtan evde kalmak gibi bir derdim kalmadı. Her canlı fani ölümü tadacaktır .
Seyhan diyordum kaç saat , kaç dakika kaç salise de astın yine çamaşırları , aynı hizada aynı yörünge de. Acelem var acelem diyip , Gaydiri gubbak Cemile’m türküsü mırıldana mırıldana kalorifer peteğine salladığım ipsiz sapsız çamaşırlar burada mısınız?
Seyhan hep evdesin, gel süt ısmarlayayım sana mis kokulu ….. Adını hatırlayamadığımın yanında.. Garson bey, Seyhan ‘a bir bardak süt, bende sıcak tatlı yumuşak içimli bir kahve .Starbucks terimlerini hala öğrenemedim de .
Pazar pazar olalı böyle karışıklık yaşamadı .

ESKİ ŞARKILARIN MODASI

Fosforlu kalemler aldım dün kırtasiyeden, duvarım sitem etmiş de küflenmiş onları renklendirmek gerek arada sırada . Ben böyleyim, yarının garantisi yokmuş gibi ama en garanti haliyle ilerlemek var mesela. Herkesin ilacı başkadır, her insan başkadır. Kiminin ilacı baska bir ten, kimi kitaplarla nefes alır, kimi bir ipte iki cambazı oynatır, kimi toplum baskısı ile yaşamak istedikleri ve yaşadıkları arasında sıkışıp kalır … Kimi utangaç hallerini egosu ile kapatmaya çalışır, kimi yoksunluğuna kapılıp sevgisiz yetişkin er olur… Kimi ise aşka aşıktır .. #Ranger kullandım bugün, aşığım bu arabaya… 90 km yolu, 89 dakika da gelmenin hazzı kulaklarımda .. Burhan Çaçan ‘ dan Aşkımız Olay Olacak dilime pelesenk olsa da arada nostalji entelektüel yanımızı kampçılar baktığında.. Eski şarkıların modası geçmedi mi daha! Başkalarının ne dediğini umursamayıp, kendi düzenini körüklediğin hayatta seçimdir, aynı düzende mükemmel profili çizmekte erdemdir.. Seçtiğin hayat yaradılış nedenidir! Bekleyemem otobüs duraklarında sıramı, otostop çekmek de hak değil, tabana kuvvet yürümek en temel spordur! Ruha iyi gelir.
KARIŞANLARA!
Yılların tüketemediği direnişi tek bir hamlede yerle bir etmenin anektodu , perestij! ( delicesine sevmek ) . Doğru kaple tutulmak , ay tutulması gibi kısa kısa aydınlatmalar yansıtırdı susuzluğuna.. İlimlerimle beraber yanıyor tutkularım, feveran çalkantılarıma yenik düşmeye meyilli!
Absorbe (içine alma) edemediysem yükselişimden, sessiz sevemediysem cömertliğimden, velhasıl (sözün kısası) dilhum (kalp yaralı) !
Hayır hayır durum o kadar vahim değil aslında, karmaşık cümlelerin amacı yoldan çıkmak hiç değil. Kafa karışıklığında fer iştahı gelse dize getiremez de, arada  izin verirmiş yapmak gönüllü olmaktır. Halis muhlis sıcakkanlı gönüllerin sükûnetli halleri çok da kalıcı değil.
Ne anlattım bu yazıda! Hiç! Yazmak için yazdım, yaşamak için yaşayanlar gibi. Ruh uçuyor, ten sürgün, kelimeler anlamsız! Gitgide yaklaşıyorum tümüyle benliğime, her karışıklık büyük bir varoluş doğurur. Karışmaktan korkmayın.
ŞİİR DİLİMİ
Yaşar zindanı sevdiğim uyku tutmaz gecelerime ,
Kaç sabah sensiz doğdu komidinin üzerine,
Dön sağa dön sola çıkamadım seninle çığırtkan kuyularımdan ,
Sevdin mi sende!
Öl desen ölecek takatim kalmadı hoyratından,
Sev desen dermansızlık işlemiş kan kırmızı!
Gittin mi sende!
Bakışına kul köle olayım gel,
Dinime imanıma yanayım gel,
Bir arpa boyu yol alalım gel… Kaldın mı sende gittiğin yerde!

ÖzenAcar
DUT MU KAYISI MI!
Vurulası saltanatın sürdüğü her cumartesi akşamı, derin bir sessizliğe dönüşmesinin açıklaması var mı sende! Özgürsün ruhum ilelebet kelepçeyi geçirebilirsin sözlerime. İşe yaramayan otlardan toptan kurtulmak için ateşe verirsin ya, dumanı sessizliği bozar. Uluorta yanar ortalık!

Sen sessiz kaldıkça yanıyor dinliğinliğim uluorta! Sarı bidonun üzerine çıkıp tel örgüleri aşan, ağaçtan kayısı toplayamayan çocuklar gibiyim. Bahçe sahibi belirir elini kayısıyla buluşturduğunda .. Engelleri aştıkça , engellere sürdüğün her detay hükümsüz.. Kayısıya ulaşamayan çocuklar, dut ağacı var diye sen şakrak koşarken, ben yürümeye üşendim senden.

About Hakan Alkan

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir