ABAJUR IŞIĞINDA Kİ İDOL KADINLAR !

By on 24 Temmuz 2019
IMG_20190620_220708_291

Hücrelerimizden yeniden doğan dişi sarmal saklı tırnaklarımızda. Dört duvar arasında ki nazende geçişleri, spotu yaktığımızda rengi ne olursa olsun abajur arasından sızan ışık aydınlatır dünyamızı. Anne olur bir tohumu sular seller misali yemyeşil fidana eriştiririz, işçi olur toprağın bereketini yağmur gibi nadas öncesine çeviririz, yoku var eder çoğaltırız, özgürlüğümüzü ilan eder tüm darboğazlara başkaldırabiliriz, sanatımızı sesimizi bilgelimizi sınırlar ötesine duyurabiliriz. İnanın !

Kadının bütünleşik düzlemde dokunduğu ve inandığı yolda mucizler yaratabilir. Koşullar ve şartlara bağlı kalmadan, istediği hiyerarşi de olayları nirvanaya taşıyabilir. Ruhunuzu saran kadının gücüne inanın ve abajurun altından sızan ışığınızın yolunuzu sarmasına izin verin. Her kadın içinde ki idolüne sarılabilir. Çoğaltın !

Efsane hayatları ile abajur ışığında ki idol kadınların, yolum gibi size ışık olması dileğiyle …

WILMA RUDOLPH

RESİM1
RESİM2

Dünyanın en hızlı kadını Wılma Rudolph 23 Haziran 1940 yılında Tennessee’de yoksul bir ailede erken doğumla dünyaya geldi. Sadece 2 kilo ağırlığında, yaşayacağı bile şüpheliydi. Çocuk felci aşısı bulunamadığı zamanlarda, poliomyelit hastalığa yakalandığında dört yaşındaydı. Sol bacağı felçliydi ve bir süre yürüyemedi.

Doktoru ‘ Bir daha yürüyemeyebilirsin’ demesine aldırmayan Wilma’nın azimli, güçlü annesi bu yolda kızını asla yalnız bırakmadı. Ve küçük Wilma’ya bir söz verdi. ‘Yürüyeceksin söz veriyorum’. Annesi Blanche Rudolp ve yirmi bir kardeşinin sırasıyla yaptığı masajlar, şehre gidilen fizyoterapiler, desteksiz yürümek için hiç pes etmeyen Wilma’nın kendisi, mahallenin çocuklarının alay etmeleri öncü siyahi bir atleti yeniden ayağa kaldırmaya yeterliydi.

Ed Temple ile yolları kesişti. Temple 1955 yılında Öğretim görevlisi ve Atletizm antrenörüydü. 1956 yılında Wilma burslu olarak Melbourne Olimpiyatlarına katılmaya hak kazandı. 1960 yılında ki Roma olimpiyatlarında 3 altın madalya kazananan tek atlet ünvanını aldı. 1960 Roma başarısından sonra şehrine döndüğünde, siyah-beyaz ayrımına olmadan tören yapılması şartını sundu. Cesareti ve azmi Afro-Amerikan kadınlara ışık olup yol gösterdi. İmkansızlıkla içinde mucizelere ulaşmanın hikayesi … Koşmak bir ifade özgürlüğüdür.

RESİM3

TAMARA DE LEMPICKA

16 Mayıs 1898 yılında Varşova’da dünyaya geldi. Büyüleci kadının asıl adı Maria’dır. Annesi Polonyalı , babası Rus bir tüccar olan Maria çoğu zamanını büyükannesiyle İtalya ve Fransa ‘da geçirdi. Rönesans ustalarının resimleri ile tanışması, sokak ressamların resimlerini eleştirmesi ile başladı hikayesi .

Hayatının dönüm noktası, aşık olup evlendiği eşi Tadeusz, Rus devriminde ihtilal sırasında Bolsevikler tarafından tutuklanması ve sonrasında Paris ‘e taşınmasıyla zincirleme devam etti. Kizette adında bir kızı oldu. Kızına duyduğu özlem, Tamara’nın sanatta eskiye dayalı fikirleri değiştirerek bambaşka öncülüğe ilham oldu. Ruhunda ki çalkantıların renklerle buluşması, sanatsal bir akımı başlattı.

Ekonomik sıkıntılarına rağmen Tamara, Maurice Denis ve Andre Lhote’dan resim dersleri aldı. Duygularını, Paris’in renkli hayatını, yeşilin tonajlarını portreler üzerine aktardı. Sınır tanımayan bir tarzı vardı. Tamara ‘nın resimleri ile bütünleşen kübizmin etkileri geometrik şekilleri sadece görünüşleriyle değil düşündükleriyle aktarması farkındalığını kısa sürede fark ettirdi.

İkinci Dünya Savaşı çıkınca Amerika ‘ya taşındı. Birkaç başarısız sergiden sonra sergi açmaktan vazgeçmedi ve sonunda Paris ‘te Les Annees ’25 adli sergisiyle ilizyon gibi yeşil bir kapı aralandı. Ve sonunda başardı.

  • Alman Moda Dergisi Die Dame , sipariş ettiği (Yeşil Bugatti) özgür kadını simgeleyen sürrealist resmi 1929 yılında derginin kapağında kullandı.
  • Varlığını ortaya koyduğunu savunduğu ilk eser Auto Journal isimli gazetede yayınlandı.
  • Tabloları müze koleksiyonlarına girmeye başardı.
  • Georgia O’Keeffe, Santiago Martinez Delgedo ve Willem De Kooning ile çalışmaya başladı.
  • 1939 yılında Beverly Hills ‘te Hollywood yönetmeni King Vidor ile tanışması ile kısa süre içinde sanatçıların gözde ressamı haline geldi.

Dar alanda özgürlüğünü ruhuna katıp, renklerle buluşmanın karnaval hikayesi. Sanatsal bir deha için , küllerinin Popocatépetl Yanardağı’na serpilmesini isteme fikri ise dâhiyane semboller ile örtüşen çıkış rotası.
RESİM4

RESİM5

RUTH BADER GINSBURG

On The Basis Of Sex filmini izleyenler, hayat hikayesinde ülke tarihindeki ikinci kadın Anayasa Mahkeme Yargıcı olan Ruth Bader Ginsburg’dan ilham aldıklarını biliyorlardır. Filmde İngiliz oyuncu Felicity Jones ‘ O gerçek bir devrimci ‘ sözleri ‘ İtiraz Ediyorum’ kahramanına eşleşen lider bir sözdü. Hayatını konu alan belgesel ‘RBG’ Oscar ‘a aday gösterildi.

15 Mart 1933 yılında Brooklyn’de dünyaya geldi. Avrupa ‘dan göç eden Yahudi bir ailenin idealist kızı. Babası kürkçü işiyle uğraşıyor, annesini çok genç yaşta kaybetti.

Avukat ve hakimler erkek olur’ sözleri , avukat olma hayallerini ertelemesine izin vermedi. ‘Kadın avukat mı’ diye alay etmeleri kararlarından vazgeçiremedi.

1950 yılında Harvard Hukuk Fakültesi’ne başvurdu. İnci tanesi gibi sayılı ve bunu başaran kadınlardan biriydi. Okulu birincilikle bitirdi. Rutger Hukuk Fakültesi ve Colombia Hukuk Fakültesinde profesör oldu.

1972 yılında Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği’nde Kadın Hakları Projesini başlattı. ACLU ile cinsiyet ayrımcılığı dosyalarıyla birebir ilgilendi. 1973-1976 yılları arasında altı cinsiyet ayrımcığı davasının beşini kazandı.

10 Ağustos 1993 yılında, dönem başkanı Bill Clinton tarafından ataması yapıldı. Ülke tarihinde ki ikinci kadın Anayasa Mahkeme Yargıcı oldu. Hak eşitliği mücadelesi için cinsiyet ayrımına dair verilen kararları bozmak için çalışmaları tüm dünyaya ilham oldu.

Kendi devrimini başlatmaya hazır mısın ?

Özen ACAR

About Hakan Alkan

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir