- Crossover Dünyasının Yaramaz Çocuğu: 2026 Puma ST-Line Hem Az Yakıyor Hem Şımartıyor
- Mercedes-Benz Otomotiv ve En Yakıt İş Birliği ile Premium Konseptli İlk Hızlı Şarj İstasyonu Açıldı
- Keskin Hatlar, GR Ruhu ve Maksimum Tasarruf: Toyota C-HR 1.8 Hybrid GR Sport İncelemesi
- Geleceğin Kompakt Elektrikli SUV Standartları Yeniden Yazılıyor: Kia EV3 Direksiyonundayız!
- Pazarın Lideri, Jurinin de Favorisi: Renault Clio İkinci Kez “Türkiye’de Yılın Otomobili” Seçildi!
- Hem Şehirli Hem Tasarruflu: Yeni Peugeot 2008 Hybrid e-DCS6
- TURKA’nın Dev Ağı İçin İmzalar Atıldı: 81 İlde 249 İstasyon
- Verimlilikte Mühendislik Dersi: Çift motorlu e:HEV teknolojisi ve akıllı alan yönetimiyle 2026 Honda Jazz Crosstar mercek altında‼️
- Şehir Estetiği Arazi Ruhuyla Buluştu: Yeni Chery Tiggo 7 Artık 4×4!
- Şehrin Yeni Akıllısı: Opel Grandland Hibrit ile Hem Tarz Hem Tasarruf
Erkeklerin En Büyük Sevdasıdır Otomobiller…
Babamdan biliyorum. Küçükken oynanan oyunlarda bile hep arabalar var. Erkekler arabalarla ilgili konuşmaktan zevk alırlar. 70’li ve 80’li yıllarda arabası olanlara çok önem verilirdi. Bir evin arabası varsa o mahallenin “en havalı ailesi” demekti. Arabalar dantelle örülmüş kırlentlerle, oyuncaklarla süslenir, araba ilk halinden çıkarılır, sahibine göre karakter olurdu.
Yani şimdinin araba tasarımlarını o yıllarda keşfetmiş ama adını henüz koyamamıştık. Kişinin arabasına bakınca kişisel zevklerini, hangi müzikten hoşlandığını, hangi takımı tuttuğunu anlardınız. Kısaca şimdinin Facebook’unu Türk erkekleri keşfetmiş teknolojik olarak uygulayamamışlardı. Hafta sonu oldu mu kova, fırça, bez üçlüsüyle arabasını temizleyen babam, camları da gıcırdattı mı, gece sokak lambasının ışığında parlayan arabasına bakar, gururlanırdı. Eskiyen arabalar boyanır, kapıları içerden açılıyorsa iple bağlanır olmadı, biri gidilen yere kadar tutardı.
Mahallede birinin arabası veya kamyonu varsa, kendilerini güvende hisseder, nasılsa şimdinin ambulans hizmeti var diye, horul horul uyunurdu… Hafta sonu bütün mahalle benzin parasını denkleştirir, çoluk çocuk doluşulur pikniğe gidilirdi.
Mahallenin erkekleri, gidecekleri yere kadar atılırdı… Ola ki araba yolda kaldı çekiciye gerek yok, “kardeş bir el atsana” diyerek, ittirilirdi. Minibüsler binen insanlara zevk verir, şimdinin Twitter yazıları okunarak sıkılmadan gidilirdi. Bu yazılardan minibüsçünün derdi de anlaşılırdı.
Küçük şeylerle büyük mutluluklar adına mutlu olalım, en zor zamanlarda bile bir umut olduğunu bilerek gülelim, mutlu aylar!
BİRİCİK ANNEM NURCAN SEZER’İN BU GÜZEL YAZISI İÇİN SONSUZ TEŞEKKÜR EDERİM… YAZILARININ DEVAMINI KÖŞEMDE ARA ARA SİZLERLE PAYLAŞMAYA DEVAM EDECEĞİM!
Sevgiyle kalın…
Seda Sezer












0 comments