SUYA DOYMAYAN KARABATAK!

By on 08 Nisan 2019
Screenshot_20190105-192043

Yağmur ormanları sızmış maki bozkurt topraklarına. İnce ince düşleyip, suya doymayan kara batak kadar sevdalıyım gönlüne. Doyumsuzluk hüküm sürmüş etimden döşeğime … Gel hele diyorsun yamacıma, iklimime bakma sen Akdeniz var düşlerimde..

Gelemem diyorum üşütür ayazın, sulak yerlerde serpilmeyi öğrendim ben kanadının altında ıslanamam… Gel hele diyorsun kanadın olur uçarız, yaprağın olur baldan petek yaparız… Hidayesizlik kol gezmiş tepeden tırnağıma .. Yok yok vazgeçme! Ne yapalım gerekirse bataklıkta suya doymadan uzaklara sandal çıkarırız, gerekirse ormanın yağmurlarında beraber ıslanırız.. Sen yeter ki geçme serden, yâr diyip el etek öptürme kuldan… Sen yeter ki … Sen ol yeter!

MEYDAN!
Herşeye meydan okuyan halimi seviyorum ben. Haksızlıklara gelemiyorum, görmezden hiç gelemiyorum. Bu uğurda düzenim bozulacak kaygısına giremiyorum. Rant sevdam, adalet duyguma yenik düşemiyor maalesef. Kimseye sırtımı dayamadan yürümeyi seviyorum. Bu yüzden başkalarının doğrularını değil burnumun dikine gidebiliyorum. Aykırı biri olmak suç değil, suç karakterinden ödün verip başkalaşmak aslında. Bildiklerini meydana sürmek yolsuzluk değil, cehaletin sahtelikle örtüşmesi mesele. Bir anda varolan benliğimi senden alabilirim, en ufacık bir adaletsizlik gördüysem sözlerinde. Dünya adalet üzerine kurulu, kimi koltuğunun hakkını verememekle sınanır, kimi sırtını birilerine yaslayarak her dediğini doğrulayarak sınanır, kimi de hayata meydan okuyarak … Tarih cesur olanları sever. Sıfırdan başlamak hiç korkutmadı beni. Tam tersi öğrendiklerimle daha güçlü ve daha ılımlıyım. Gücümü adalet ibresi şaşanlara , ılıklığımı ve sonsuz sevgimi benden sevgi doğuracak güzel kalplere sunuyorum.
Her şeye meydan okuyan halimi seviyorum ben! Varsın uç beş hayalin rant kavgasında bir gün koltuğu altından kayacaklarda kalsın, üzen ya da içten pazarlık yapan herkesin ederi mevcut evrende.. Zamanı var!
Ben papatyalara gidiyorum, ben mutlu olmaya, ben yeni hikâyeler keşfetmeye… Doğru olandan ayrılmak ahmaklıktır benim için !!!

NİSAN’IN KAYYUMU!
Bir yer var bana sesleniyor ve içinde ki hiç bitmeyen gitme arzusu.. Bir yer var yerim yurdum belli kalacağım odada yatağım var.. İçimde ki ait olma dürtüsü.. Hiç bir şehir size seslendi mi! Kulağınıza artık yola çık dediği , mesela! Bu yüzden elbise dolabı almıyorum ya bavulumu alıp gitmek için sebeplerim olur diye…
Sabah başka duyguda uyanıp akşam başka duygulara geçmek hep bir var olma dürtüsünden kaynaklanıyor… Tamamlanamamış ruhlar vazgeçmeye meyillidirler. Varlığını özgürce sürdüremeyenler çatışmasını ilelebet sürdüreceklerdir.

Bir mucize bekliyorum bu sefer … Cesaretle bir mucize.. Yeniden dirilişin sünneti olsun. Kalbime unvan veremedim, lideri sıfatsız kaldı cümlede. Attığım zar düşeş gelecek diye, ibrenin işareti beni gösterecek diye hayat oyunlarına uymaya üşeniyorum ben!

Şehrim bul beni! Mucize bul beni! Değişim bul beni! Tamamlanmaya hazırım Nisan’ın kayyumunda .. El koyabilirsin, anlaşmaya meyilliyim ✌

IMG_20190407_210742_762

MİSOFONYO!
Misofonyo saklı düşümde. Yemeden içmeden kesildim. Sigara üstüne sigara yakar oldum odada. Ben tüttürmem o meredi bilirsin. İçiyorum işte geceleri bazen. Bazen de gündüzleri.

Uzun girdap bir uzuvun içinde sıkışıp kaldım. Arafta değilim de, karışılıklık diyelim biz ona. Kadın olmanın cilvesi, erkek olmanın engamesi .. Hangi role bürünsem bir ben doğuyor sezenişlerimden.. Oldum ben! Buldum yolumu! Sendeyim! Sendelemem normal, mübah günahlara. Seninleyim! Çabalaman normal! İnanamıyorum ya yolun gurbete çarparsa.. Kalırım dedin, severim bir de … Kal da yaşa beni dedim.. Çok mu!

Çiçeğin geldi baharın sabahında. Ya da iki kelamın şöhretin arasında.

Anlat dedin seni, anlatamam yaralıyım dedim. Sen varlığımda varet beni toprağımı.. Suyunla yeşer yeşilliklerimi .. Maydonuzu severim kahvaltıda .. Bir de süt içerim geceleri… Böyleyim ben işte. Karışıklıklar içinde tek düze cümlelerim. Gurbet dedin gitmezsin dimi! Bak sol elimin sağ yanı kanıypr. Akacak kan damarda durmaz derler, ya ben nasıl durayım bedenimde .. Ya ben sığamazken dünyama.. Misofonyo gibiyim, yemeden içmeden kesildim. Bir de sol elimin sağ yanı kanıyor. Bir de … Neyse yol uzun sağ sinyali verde müsait bir yerde ineyim. Panik atak var bende. Sevdim mi panikliyorum.

Misofonyo gibiyim, yemeden içmeden kesiliyorum. Birde , neyse!!!

YİNE Mİ MEYDAN!
Şimdi yine bir düşünelim! Koltuğun rengini, saçının jolesini, ayak tırnaklarının törpülenmesi gerektiğini. İnsan dediğin ne aldığı derslerden yola çıkar, ne de yola çıktıklarından ders alır. Sabahın 5inde uyandım. Çamaşırları asmadım, uyumuşum. Bilinçaltıma öyle bir yerleşmiş ki Çamaşırlar belli bir saat makinenin içinde kalırsa, kokabilir diye! Oysa baska şeyleri, baska başka düşünüp uyanabilirdim ayaz mevsimine. Evet çamaşırı asmak bir sonra ki gün temiz giyinmek için kuraldı ama beni uyandıracak kadar güçlü bir etkisi olması enterasandı. Evet evet astım kendilerini, yani kurusun istedim. Ya da kokmasın ! Yani kötü kokmasın!

İletişim kuramadığımız her insanda beynimizi asılmamış çamaşırlar gibi didikliyor sanırım. Bence, gerek yoktu! Her akışın ardından yaşa ve önüne bak! Oldu ve süreci yönet! Üzül ama kısa sürsün şeklinde direktiflerle iyi iş çıkarttığımı hissediyorum. Biten her hikâye yeni başlangıç demek ve yeni serüvenler! Kısa vadede kaybettiğin sandığın çoğu şey kalıcı olarak dünyaya yerleşir. Anlık onaylamadığın durumlar aslında varlığını ortaya koyup, duruşunun olduğunu net sunar tepside. Kabul görmek uğruna saplantılı çamaşır asma gönüllüsü olmama kararı cıktı sabahın 06.06 döngüsünde.

Bu kafa nereye gidiyor, yaşama ! Hayatın şifrelerini çözümlemek gibi! Kitaplıkta, okumadığım hınzır kitap dikkatimi çekti. Denk geldik belki de.. Ben aldım ama okumadım, ev tasıdım kendisini koliye koydum ve okumadım. Koliden alıp rafa koydum yine dikkatimi çekmedi. Oysa şimdi zamanıydı… Zamanı gelince denk getirildik, gözümün önünde olsa da .. ‘ Tanrı daima Tebdil-i Kıyafet Gezer’ … Ve artık zamanı gelmişti!

Hayata gerekli meydan okundu, şimdi köşeye çekilip kitap okuma vakti!

İyi seyirler!

Özen ACAR

About Hakan Alkan

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir