MONDEN

By on 17 Temmuz 2019
IMG_20190620_220708_291

SAKLI KAVANOZ
Bir delilik fışkırır ansızın. Ruh saklı kapaklı kavanozda ki kışlık erzak gibi uymaz mevsimine. Kime ne! Eteğinin örtüğü teninden görünen bacağın kadar şehveti değil yol aldıkların. Gömülü ezan sesi kadar hasret kaldık, gerçek ibadetlere! 

Göz kapakların ağırlaşır da uykuya dalarsın, yersizlik durup durup dürter seni uykudan eder. Neredesin, yerin yurdun neresi belli et artık!
Sükunet ile ağırlaşan varlığın, verdiğin kilolar ile endeksli değil az tüketme kışa yatırdığın sebzeleri. Herşey mevsiminde denk gelir vücut endeksine … Kavanoza sakladıkların bugün karnını doyursun, izin ver!
Kendinle kaldığında bir çay demle! İyi gelir nemli rutübetlere. Rütbelere esir almasın seni, nemini tazele önce.

KÖR BİR HEVES
Kimseye yüklenemediğinde, kaçtığın her dönemeçte kendine acımazsızca yüklendiğin anlarda başını öne saklama.
Suçlu sen değilsin. Kimseye dert tasa saklamamak adına, sabaha kadar çözümleyemediğin sorunlarda susma.
Yasaklı değilsin. Kramplar girer karnının bağlarına, dokunsalar ağlayacaksında! Yaşam döngüdür, olaylar tecrübe.
Kanattığın sensin! İhtiyaç listende kimselerin adını geçirmediğinden beri, ispatlamadın mı seni sana!
Susmak istiyorsun, bazen de çok konuşmak. Defterlere sığmayacak kadar yazmak haftalarca. Bir odaya tıkılıp, neferine kadar kelimelere sevdalanmak.

Yerden 17 cm yükseklikte uçurtmaların, göğe çıkaramadın hala.

Affetmek istiyorsun yük kalacakları, yok saymakla gideremiyorsun. Omuzların çöküyor, büyüyemiyorsun hala.
Dallara vurulan ayaz kadar sert, iki büklüm soğuğa direnen karga kadar lanetli. İfşa edilen, kindar toplum kadar savunmasız. Rapunzel anlatılırdı çocukluğumda, gerçek dışı olan her hikaye gerçeklere yaklaşmayı engelledi.
Hayallerden uyan, uzattığın saçların boynuna dolanırda neferin kesilir. Büyüyemiyordu hikayeler!
Kabuğunu kırdıkların, kabuğa saklandıklarından öte kanatır seni. Sigara külleri derler, kolonya ya da hiç … Konuşamıyordu hikayeler! Kör bir heves işte affola, Tanrım …

MONDEN
Literatürde geçen hafzasıyla yüksek gökdelenlerde uçuşan entrikalı jet sosyete sallantılı ilişkiler. Aylık belli bir bedele bağlanmışlıklar. Çıkarsız, bedelsiz ya da eskiden kalma kafalar kaldı mı güpegündüz caddelerde. Nefes anlamıyorum! Nefes almaktan zerre birşey anlamıyorum! Alınan ve verilen, hibe edilen güvensiz sorunsal konular içinde , beyazlarla yıkadığım perdemi asıyorum. Perdenin tek bir düğmesi kopsa, sallanırda eli belinde terzi Mukadder dikemez artık ucuz entarileri ✌ Pahalıya kaçtı bizim köyün züğürt delikanlıları!

Perdesizlik, evin tüm mahremiyetini halka sunmak kadar edepsiz karşılanır hala, iç örgümde .. Eski kalma bir ruhun, 31 lere taşımış hali olarak hoş görün. Sevemedim bu yarını belli olmayan hadiseleri. İğne ipliğin var mı Ragıp, bizim terzi Mukadderin perdesini DİKELİM! Sövme, topla ağzını hele! İki güzel şey dönüşsün dizelerden… Hakikat sevdalan hele! İki düğme DİKİVER birde!

GÖLGELİ YAŞAM
Ramadaya saklanan solfej gibi notaları. Tonajları bir elin nesi, seninle çoklu haykırış gibi konuşmaları. Sanki hayatın nedenini bulsam öleceğim… Bir yer var sessiz sedasız çağırıyor iklimimi! Konser verememem bundan! Orada akan suda yıkanıp arınacağım, abdest gusül olsun bu defa.. Şarkı ezberleyemem bundan. Notalarım şimdilik yerin kulağı var gibi ikilemde Sanki çıkar yol bulsam zalimlikle suçlanacağım… Oluru var mı kaçan kovalanır maceraların
Bir yer var bağıra çağıra yoluna çekiyor! Eteğim uçuşuyor, ruhum çöpe atılan masa sandalye gibi aidiyat yerini arıyor, duvarlarım boyanmalı da para biriktirip boyacı tutamayacak kadar vakit kazanıyorum işte! Sanki seni bulsam yaşayacağım, kendim!

HAYAL MİSİN GERÇEK Mİ?
Anlat hadi utanma, geriye saramadıkların yok mu efkari saatlerinde! Yutkundu adam, gidemiyordu çemberin bir adım ötesine. Başkasına ait bir kadını sevme telaşı içinde,  lahza sadiseleri kovalıyordu. Bekliyordu, bir el uzatsın ‘ söz verdi krem peynirli börek’ yapacaktı sevdiceğine! Belki de yalanlarına kanmayı seviyordu, ya da doğru olma ihtimallerini! Sitemi yoktu da boşa harcanmış serzenişler vardı velhasıl. Oysa önüne eğilen ruhuna engel olamayacak kadar hürmet ederdi, gözlerine! Ah be kadın tarhana çorbası yapar içerdik evimizde! Deniz kenarı japon balığı ısıtmaz kumsal saatini! Öldürme vaktini… Ah be kuş üzümü köstekli saatim durdu senden sonra, elim değemez kadının afilli çarkına. Sevdim!

Dünyaya pahalı otomobiller binmeye gelmedik henüz, tek bir sedirde de olsa teslimiyet saklı olsun edebinde.. Dinliyorum seni! Farid Farjad gibi usulca öptüm boynundan. Şehvetim uyanmadı korkma, korkularım izin vermedi bana! Ben sevda dediğim günden beri, ismini unuttum senin. Sahi adın neydi senin!
Kahramanca , illere taşan yürek burkan bir bekleyiş nede olsa… İstersen mahkum et, yeter ki vazgeçmemi isteme sevme olasılığımdan!

Ah be kadın, inancımı su üstü bırakma..

Özen ACAR

About Hakan Alkan

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir