Kıssadan Hisse Hikâyeler

By on 14 Ocak 2019
Screenshot_20190105-192043

Mandalina Kokulu Hikaye,

Mandalina kokulu şeftali saklı sandıkta. Oysa dilim dilim sıralanan şey sen değil miydin? Seferihisar ‘ ın hınzır kokusu, nasıl olduysa oldu tek bütün halinde şeftaliye dönüştü.

Mandalina bana aşkı çağrıştırır, şeftali nedense ayrılığı ! Mandalina bir çok senfoniden tek bir nota fışkıracağını anlatır, şeftali nedense tek başına dev orkestranın istenmeyen vokalini. Birlikte yürümek varken senli benli, bir yürümenin bütünlüğüne katılmaktı sanki.

Her renk o cümbüşün bir ucundan tutsa, dilim dilim sıralansa ve bir mandalina olsa. Sarsa Seferihisar’ ın sokaklarını, buram buram aşka meydan okusa !

Gerçek notalar ancak büyük meydanları doldururdu. Gerçek olan ne varsa, gelip bulabilir beni. Saniyelik değişen kararlara bağlı değişkenlik denklemi kurmalıydım, yaşımıza başımıza bakmadan. İlk okul yıllarında bile her gün sütünü benimle paylaşan ilk okul aşkım geldi aklıma. İstikrar ne güzel şeydi! Sanırım iksirin içine istikrar koymalı , az biraz da gerçek duygular… Herşeye ulaştığımız şu sosyalin medyası varya , yiğitliğe tozu kondurmuş haberimiz yok !

Sırf masumca öpmek istediği için ayrıldığım, bütün gece kapıda bekleyen ve inadımdan dönmediğim lise aşkım geldi aklıma. Bir kere dışarı çıktığımız onda da çorbacıya gittiğimiz bir aşk… Ne kadar gerçekti ! Duygular temizdi, hayaller gerçek, gerçekler hayal!

Farkında değilsek neyi yaşıyoruz ki anlayamadım ! Mesajla gelen ilanı aşkları alıp masaya yatırdığımda üstüne bir bardak soğuk su içiyorum. Sonra boğazım şişiyor, yutkunamıyorum. Gözlerinin gözlerine değdiği anda aşkın dilinden kaçtı, nereye kaçtı!

Elin elime değince terledim de usulca kalp atışını dizginlemek cebinde mi saklı!

Yeni çağa ayak uyduramıyorum, nimetlerinden en çok namalanan biri olarak… Gerçek şeylerin peşinde tökezlemek istiyorum! Soyumuz tükeniyor, tümüyle küme düşüyoruz sanırım. Masanın bir ucunda sen , bir ucunda telefon , yıldızlar için gökyüzüne bakmaya gerek yok, üşüdüm diyince ceketini vereceğini bilen yok, nakışına bakışına kul köle olacak olan yok! Paran varsa sendeyim, rümelin varsa bendesin ! Kimsenin kimseye abayı yakmışlığı yok ! Kalbi sağ yanına kaçmış haberi yok! Bakayım! Dur dur! Ahh tamam kalbim hala sol yanımda.

Kalıcı Hikâye ;

Bir pazar günüydü, dünden kalma yorgunluk ile alarmı üst üste beş defa kurdum. Dakikasında çalan o en sevdiğim şarkı bile tuhaf geliyordu kulağıma. Çınlayan nağmeleri ezbere bildiğim sözleri ve birde kalkıp ise gitmem gerektiğini düşündüm. Hava soğuktu, panduflarımı giydim. Tarot kartlarından bir tane çektim, bugün beni ne bekliyor diye!
Ilık bir duş ve sonrası güne başlamak için sebepler sıralandı. Her güne iyi başlamak için kendimi şartlandırıyordum nedense. Nihayet hazırdım, evden çıkmadan ayetel kürsi okumak alışkanlık bende.

Bizim ekip pazar kahvaltısını beraber yapalım dediğinde, payıma düşen İzmir boyozu oldu. Mahallenin sıcak fırınına doğru yol aldım. İçeri girdim sıra var, arabamı sattığımdan dolmuşla gidecektim vaktim azalıyor. ‘ pardon ben işe gideceğim 15 boyoz alsam’ . Dumanı üstünde offff dedirten , rejimi bozduran nimet. Cok yağlı diye kafa karıştıranlar varsa, pasta kursundan öğrendim ki bizim boyozun yağ oranı masum çıktı.

Üç beş dakikada dolmuş geldi, en öne şoförün sağına geçip oturdum. Şu elden ele para diyalogları yoruyor beni. Kemerimi taktım. Ve hikaye başlar ! – Kemeri takmak zorunda değilsin- Alışkanlık bende ki mesleki – Ne iş yapıyorsun. – Araba satıyorum
– Nerede
Yer mevki de söylediğine göre sohbeti bırakıp müzik dinleyesim vardı. Ruhumu güne hazırlayıp, azıcık dinlemek mesela. Kulağımı taktım, soldan gelen cümlelere göre arada kulaklığımı çıkarıp sohbete dahil oldum. Ayıp olmasın diye! O gün hiç sohbet edesim yoktu ama samimi insan buldum mu göz ardı edemiyorum.
Boyozlar dizimin dibinde. Sıcak, sıcacık. Biraz uyumuşum derken yaklaştık. Bir telefon ve en candan arkadaşım. Yoğunlukta ne zamandır konuşamadık. Konular derin ! Derken indim dolmuştan, hayırlı işler der demez kendimi üst geçitte buldum.

Arkadan şirketten bizim ekibin canı ciğeri arıyor. Dank etti… Hemen geri döndüm! – Özen Neredesin herşey hazır boyozları ve seni bekliyoruz
– Ben boyozları dolmuşta unuttum
– Hadi şaka yapma gel canım – Ciddiyim 💁
Boyoz alma görevi henüz şirkete gelmeyen diğer gence devredildi. Son dakika hayat kurtaran cinsten. Mahcubiyet bende.

1 saat sonra kapıdan boyozlar ile şoför belirdi. Mahcup olma diye geldim dedi. Mahcup olma diye!
Fazla Hikâye !

FAZLAYDI CANINA YANDIĞIM, PEMBE PANJURLARI BOYAMADAN VEDALAŞTIK KUSURA BAKMA. BAKTIM YÜREĞİNE SIĞMIYOR UFACIK DÜNYAM, GÖZÜMDE BÜYÜTMÜŞÜM DİYORUM. HEP BÖYLE KOLAY GİDER MİSİN , BAK BENİM İPLERİMİ ELE GEÇİRMEN AN MESELESİ SÖZLERİNE ÇEKTİĞİM EYVALLAH YETER İKİMİZE. BENİM NASİBİME UYMAZ , ELE AVUCA SIĞMA BENCE DE … İPİNİ TUTMADAN DA BENİM OLSAYDIN, DAMARLARINDA AKAN KAN KADAR YEŞİLDEN KIRMIZIYA DÖNERDİ HER HÜCREN. SEN KLASİK ÇIKMAZLARA SÜRÜKLERKEN GECENİ GÜNDÜZÜNÜ, BEN ÖZLE ÖZLE DUR KIZIM İŞİN YOKSA DİYORUM. GİDİYOR MUSUN? EL SALLIYORUM SANA, KORKMA BAŞIMA YIKILMAZ RUTUBETİN. NEM KOKULU PARFÜMÜ GEÇERKEN KÖŞE DE TUHAFİYECİYE BIRAKIVER. BEN MİS KOKULU MENEKŞELERİN KOKUSUNU SARACAĞIM DÖRT KÖŞEME.

PUSUDA BEKLEDİĞİMDE YOK, İŞİMİ GÜCÜMÜ SAVSAKLADIĞIMDA.. EY CANINA YANDIĞIM, TENİNE SERE SERPE GÖKKUŞAĞINI YANSITACAKKEN, FLORANSA BÜYÜCÜSÜNÜN IŞILDAĞI İLE GÖRER OLDUM GÖZLERİNİ. SUSPUS KARA GECELERİ SEN AL. BEN SADECE SİYAH GİYİNİRİM AMA PEMBEDİR RUHUM. PANJURDAN ARTA KALAN BOYAYLA YIKANDIM, TİNERSİZ DÖKÜLDÜ BAŞIMDAN AŞAĞIYA. KARANLIĞINA KAÇ WATT ENERJİ LAZIM HESAPLAYAMADIM MATEMATİĞİM ZAYIF AYIPTIR SÖYLEMESİ. BEN ÜÇ BEŞ KELİMEYİ DİZERİM BELLİ BELİRSİZ.

ŞİMDİ BİSİKLETİME BİNİP GEZİNECEĞİM. YAĞMUR YAĞIYOR YAĞSIN, İLİKLERİME KADAR ISLANSAMDA ÇEVİRİRİM PEDALLARI. HAKİMEYET BENDE OLSUN DİYEREK MANUEL VİTESİ OTOMATİĞE ÇEVİRİRKEN TEK NEDEN MECBURİYET OLDUĞUNU HATIRLADIM, BİSİKLET KULLANMAYI BİLMEDİĞİMİ ÖZÜMSEDİĞİMDE. MECBURUM GİDİYORUM! KALIRSAM SEVGİSİZ BİR KALBE SIĞDIRACAĞIM BOŞLUĞU. BÜYÜK KELİMELER YAZARKEN KÜÇÜK SOHBETİNDE YARIM KALMAYA DEVAM ET SEN BENCE!

EKSİKTİ CANINA YANDIĞIM… SEN BEN VE BİR DE ESKİK GÖRDÜĞÜN HER NE VARSA! MECBURUM GİDİYORUM. SEN YİNE DE KUSURA BAKMA , YİNE DE EYVALLAH DE, BENSİZ TAMAMLA SENİ !

Kaçış Hikâye…

Büyük sessizliklere gömülüyor kalbim. Başladığım yere dönmek korkutuyor en çok beni. Bunca ileri marşı,geri adım atmamak diretiyorum diye hala !

Sussun istiyorum artık, büyük cümleler kurmak yeteri kadar boyumu aşmış olsun. Başımı göğe kaldırıp medet ummak tavizkar olsa da hayata ! Tüm tavizleri sere serpe olsun bu sefer !

Bıraktığım yerde kalmalıydın, her ne yasadın sormuyorum sana. Eteğinde ki taşlar yakar canımı. Bir kahve içerken, iki sohbetin sıcaklığı vurur Istanbul Gar’ ını … Hatırlar mısın, cepte beş kuruş olmadığı zamanlar yürürdük sahil boyu.. Gevrek derdim sen Anlamazdın, simit yiyelim derdin! Ya da tam tersi, her neyse !

Bıraktığım yerde kalsan severdim seni… Diyorsun ya sen gittiğinden beri ben eski ben değilim! İşte bende onu diyorum sana, gar’ ın rıhtımında , sahilin kaldırımın da, sana ilk kahvaltı hazırlayışımda, simit mi gevrek mi diye çelişkiye düştüğümüzde, çelişkilerden aşkın içine saklandığımız, birbirimize cümle kurmadan ben geldim, bekle geliyorum dediğin anlarda … Bıraktığım yerde kalsaydın , artık sana geldim derdim ama … Senin aldığın yol benim korkularım gelemem, benim kalp atışım senin kaçışların varamazsın ..

Saf Aşk Hikaye +-

Aşk yasaklı bir kelimeydi dilimizde .. Çocuklarımızı ağzına acı biber sürerim diye büyütmedik mi yıllardır, sizce ? Duygularını içinde yaşa! Ayıp, günah, edepli ol diye hep saklanmadık mı! Aşkın geldiyse diline, elini bağlayan bir urgana ihtiyacın yok, bilesin!

Varolmanın temel taşı, sadakatinin içinde örtülüydü. Şimdi sırf sen gidiyorsun diye örtüyü alıp kaldırmayayım mı! Şimdi sen kalıyorsun diye kaldırdığım örtüyü yerine mi atayım !

Yolların yolları bağladığı nerede görüldü diyesim varda, yolları aşina eden bensem git gel Aydın havası diyesim geliyor, ne diyim !

Ölüm de gerçekti, yaşamakta! Sevmek de gerçekti aşkta! Aşk sana denk geldiyse sen de gerçektin yaşamda ! Öyle kolay kolay bulunmaz yalanların arasında ki sırlar ! Bir sır gibiydi benliğin görebilmek için gözünü dört açmana gerek yoktu! Kalp gözümle bakmam yeterliydi!

Sende gerçektin bende… Sende bendeydin, bende sende … Bu kadarı yeterdi ikimize ! Tepeden tırnağa tutuklanıyorsa benliğim, büsbütün sendeyim. Sonuna kadar kilitleniyorsa sözcüklerin, dibine kadar bendesin !
Nefesin nefesine değmesine gerek yoktu, soluksuz kalmak için ! Nefesimi tuttum, yolunda otostop için elini kaldıran öğrenci gibiyim. Cebimde beş kuruş sevgi kalmadı, hepsini tükettim desemde yine de sever misin beni! Gideceğim yere kadar değilde , gittiğin yere kadar gelsem yakıtın biter mi! Senden bir barut benden ateş koysak, çalışmaz mı yüreğin ! Kime aitse çık gel, gittiğin kalp denk gelmez sevdana. Kime emanet ettiysen avutma kendini! Sana birşey bırakmadım ki !

Gözlerin de gerçekti, sözlerim de … Ben bakışında saklarken seni, dilimin kemiği yok dökülüyorsun kelimelerimden … Yüreğinin kemiği yok, saklanma benden !

About Hakan Alkan

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir