İtirazın İptali Davaları

By on 24 Mayıs 2016

Uygulamada en sık rastlanılan takipler ilamsız icra yoluyla yapılan takiplerdir. Bunun sebebi de bu takiplerde herhangi bir sözleşme, mahkeme kararı ve sair bir senedin dayanak gösterilmesinin zorunlu olmamasıdır.

Bu tür takiplerde alacaklının icra müdürlüğüne yaptığı başvuru sonrası icra müdürlüğü ödeme emri düzenleyip borçluya göndermektedir. Borçlu ödeme emrini tebliğ aldıktan itibaren 7 (yedi) gün içerisinde söz konusu icra takibine itiraz edebilmektedir. Bu itiraz dosyaya sunulacak itiraz dilekçesi ile yapılmaktadır. Borçlu somut olaya göre borcun tamamına veya bir kısmına, borcun faizine, borcun diğer yan borçlarına itiraz edebilmektedir.

Kambiyo senetlerine ilişkin takipler de ilamsız icra takipleridir. Ancak bu takiplerde farklı olarak itiraz süresi, ödeme emrinin tebliğinden itibaren 5 (beş) gündür.

Borcun bir kısmına itiraz halinde itiraz edilmeyen kısım için icra takibi devam etmektedir. Borcun tamamına itiraz halinde ise takip durmaktadır. Diğer bir deyişle, icra müdürlüğü alacağın tahsili için harekete geçememektedir.

Peki, kısmen ya da tamamen itiraza uğrayan alacaklara ilişkin bu itiraz nasıl bertaraf edilebilir?

  1. İtirazın İptali Davası ve İtirazın Kaldırılması Davaları

İcra takibine yapılan itiraz; (i) itirazın kaldırılması veya (ii) itirazın iptali davaları ile bertaraf edilebilecektir.

İtirazın kaldırılması davası; İcra İflas Kanunu’nun  (“Kanun”) 68. maddesinde düzenlenmiştir. Bu davanın açılması, alacak imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen borç ikrarini içeren bir senede veya resmi dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya belgeye müstenitse mümkündür. Bu davanın açılma süresi itirazdan itibaren 6 (altı) aydır.

İtirazın iptali davası ise; Kanun’un 67. maddesinde düzenlemektedir. İlgili madde uyarınca icra takibine yapılan itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren, alacaklı, alacağın varlığını ispat etmek suretiyle, bir (1) sene içinde genel mahkemeye başvurarak itirazın iptalini isteyebilmektedir.

Uygulamada itirazın iptali davalarına daha sık başvurulduğu için bu makalemizde itirazın iptali davalarına ilişkin bilgi vereceğiz.

  1. İtirazın İptali Davasında Görevli Mahkeme

Hukuk Muhakemesi Kanunu’nun 2. maddesi uyarınca “Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.”

III.          Kötü Niyet Tazminatı

İtirazın iptali davasında, alacaklı (icra takibini başlatan kişi) takip konusu yaptığı alacağını ispat edemezse mahkeme, itirazın iptali davasının reddine karar vermektedir. Bu ret kararının kesinleşmesi ile alacaklının başlatmış olduğu icra takibi iptal edilmiş sayılmaktadır.

Davanın reddine karar veren mahkeme, alacaklının kötü niyetle icra takibinde bulunduğu ve itirazın iptali davası açtığı kanısına varırsa, alacaklıyı bir tazminat ödemeye mahkûm etmektedir. Bu tazminata “kötü niyet tazminatı”  denilmektedir. Mahkemenin borçlu lehine tazminata hükmedebilmesi için, borçlunun dilekçesinde tazminat talebinde bulunmuş olması gerekmektedir.

Kanun’un 67. maddesi uyarınca, bu tazminat reddolunan alacak miktarının % 20’sinden aşağı olamayacaktır.

  1. İcra İnkâr Tazminatı

İtirazın iptali davasında, alacaklının alacağını ispatlaması ve borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmesi durumunda, mahkeme, borçlunun, borç tutarının %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatı ödemesine hükmedebilecektir. Kanun’un 67. maddesi uyarınca, borçlunun haksız itirazı sebebiyle ödediği bu tazminata “icra inkar tazminatı” denilmektedir. Tazminat talebinin itirazın iptali dava dilekçesinde talep edilmesi gerekmektedir.

Bunun yanında, söz konusu tazminata hak kazanabilmek için, takibe konulan alacağın likit (belirlenebilir) olması gerekmektedir. Örneğin, faturaya dayalı alacak likit sayılabilirken; bir kişinin manevi zarar gördüğü iddiası ile sembolik rakamı icra takibine koyması ve bu konunun dava konusu olması halinde alacak likit kabul edilemeyecektir.

Açılacak olası itirazın iptali davasının kazanılması halinde, borçlunun yaptığı itiraz haksız olarak nitelendirilecektir. İtiraza uğrayan icra takibi kaldığı yerden devam ettirileceği gibi yapılan bu haksız itiraz sonucu borçlu borcunun yanı sıra icra inkar tazminatı ödemek durumunda olacaktır.

Av. Abide Gülel

 

(info@gulelhukuk.com)

 

About Hakan Alkan

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir