Bir Garip Hikâye!

By on 13 Ekim 2018
Screenshot_20180908-120845

Aslından herşeye yetebilmenin adı hiçbir şeye yetememek olduğunu yetemediğimde anladım…
Hangi yoldan gidersen git aslında hicbir yolun kendine çıkmadığını, kendimi bulamadığımda anladım. Başka başka tenlere , başka başka yüzler nakil edildiğini aynı hisleri uyandırdıklarında anladım. Dik durabilmenin cinsiyetle ilgisi olmadığını , ince topuğun üstünde tıkırtıları beynime beynime soktuğumda anladım!!

Yamalı gömleğimin düşmesinin ipliği kopmuş, dikmedim! Ben kopan düğmeleri başka başka ipliklerle monte etmeyi Sevemedim. Çengelli iğnemi takarım çarkından , yanından geçer giderim dediğimi, kol saati takmadığımda anladım. Yelkovan akreple kaçıp kovalama oynarken geçmiş geçmişti zamanda.. Ben ne kacanım , ne kovalayan! Ben ne akrebim, ne yelkovan!

Aslında herşeye yetmeye çalışırken buldum kendimi ! İşine dört elle sarılan işçi, kızına yol yorgan olan bir anne, evrene pozitif enerji vererek yaşayan bir kul ! Kısaca saat 22.00 olunca balından kabağına dönüşen külün kedisi! Ben hala sarıp sarmadıklarını pamuklara yatırmamayı öğrenemedim. Ben hala kulun köleye dönüştüğünü Çözemedim. Pamuğun tartıda ağır bastığını bir ben bilemedim!

Islık çalıyorum hayata ! Dolmuşu durdurur gibi, hey beni de bekle diyorum. Gerekirse ayakta giderim, polisi görünce çömelir yine de gelirim!

Fısıldıyorum sustuklarımı ! İstanbul’ un kalabalığı, Ankara’nın soğukluğu, İzmir’in kadınları… Kalabalığın içinde mi kaybolsam, soğukluğun içinde battaniyeye mi sarılsam, en fiyakalısından bir kahkaha mı atsam !
Çörek otlu börek yaptım bu gece… Ben en büyük hatalarımı , canım hata yapmayı çektiğinde yaptım. Ben en güzel doğrularımı en büyük hatalardan sonra su yüzüne çıkarttım. Ben su gibi akar, bulurum yolumu… Yolumu bulamazsam , duvarlardan sızarım, içten yıkarım yeniden tuğlarla örerim duvarlarımı..

Ben şimdilerde tuğla biriktiriyorum yan cephanelikte.. Duvarlarımın çatlaklarından sular sızıyor ince ince.
Kimseyi anlamak gibi bir meziyet üstlenmiyorum artık. Anlatmak isteyen kursun cümlesini, topyekûn dizsin öznesini yüklemini. Boş cümlenin zarfı, sıfatı olamam şimdilerde. Aklımın iplerini saldıysam , kaçırmadım ya ! Dizginlerini elime aldıysam, yoldan çıkmadım ya ! Yularımı bağlasın diye çobanın ağırına dadanmadım ya! Kimsenin sürüsüne koyun olmadık diye, çobana sevdalanmaz mıyım sandın! Alın terini ipek mendilimle silmez miyim sandın! Ben şehirli Afitap, sen tezek kokan yoldaşım ! Ben bu şehrin garip hikâyelerinde dört dönerken, senin çamurlu yollarında yürümeyi bilmez miyim sandın!

Çörek otu her derde deva derler ya, saat 22.00 olmadan kediyi küle dönüştürmeye geldim. Öznesini aradığınız hikâyenin Afitap ‘ ı da sizsiniz, eli öpülesi çobanı da ! Aslında siz tam da olmak istediğinizsiniz. Şehrin taşına toprağına aldanıp, özünü kaybeden tam da sizsiniz!

ÖzenAcar
#benimgüzelhikayelerimvar

About Hakan Alkan

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir