BENİM GÜZEL HİKAYELERİM VAR!

By on 18 Haziran 2017
20180517_205932

Benim hikâyelerim biraz gariptir. Benim sözcüklerim sıradan. Aslında herkes kadar anlaşılır , hiç kimse kadar karmaşık…

Ben başkalarının hikayelerini kaleme almak yerine , ‘ benim güzel hikâyelerim var’ diye yola çıktım. Dini, dili,  mezhebi, cinsiyeti ve hatta mesleğinle ilgilenmediğim yol arkadaşımı da aldım geldim yanıma.

Kısaca bir hikayem …

Bir iş görüşmesindeyim, büyük binanın ardında ki can alıcı görevlerden birine taliptim. ‘Ooo oraya girmek çok zor , torpil lazım, girersen yaşadın’ diyenlerin sesiyle kulaklarım çınlıyordu. Başarı cebimdeydi , müthiş başarılı bir kadındım. Referans sol yanımdaydı , sevmeyenim kadar sevenim de çoktu. Marjinallik , hat safhada , orjinal olmak için değil de orjinal doğanlardanım. İstikrar , bu yaşıma kadar en büyük eksikliğim. Peki ya torpil , ‘ işte şimdi çuvalladım ‘ diyerek en şık halimle gittim , görüşmeye. Hatta görüşmeden önce yediğim ton balığın yağı gömleğime geldi de , apar topar gömlek aramıştım kendime. Aldığım gömlek daha güzeldi tabi, şanslıydım.

İçeri girdim , peş peşe imzaları sıralıyordu müdür bey , kafasını hiç kaldırmadan. Bana hiç bakmamıştı bile , belli ki cv mi de incelememişti.

-Beni tanıyor musun dedi?

-Hayır dedim, ılık bir ses tonuyla. Beni nasıl tanımazsın, keşke araştırsaydın diye başlayan cümlenin gidişatını duymamıştım artık. Gidişat belliydi…

-En son iş yerinden neden ayrıldın dedi.

-Neden seni kaybettiler diye sormanız gerekiyor dedim , çaprazlama egoyla.

Ve böyle giden bir iş görüşmesiyle değişen bir ben varım şuanda. Dönüm noktasıydı hayatımın. Profesyonel bir çalışan iken içimde ki lideri çıkartmıştı , hiç tanımadığım biri. Aslında kötü geçen sandığınız bir görüşme, devasal hayranlık uyandırabilirdi içinizde.

-Herkes sizin kadar şanslı değil derken gözleriyle gülmüştü bana.

İstersen yapabilirsin , gülüşüydü sonradan anladım.

16 Nisan 2018 , sabaha karşı uyandım. Sırt çantamı alıp doğru havaalanına gittim. İstanbul’da ki sempozyumuna katılmam gerekiyordu, biliyorum. İstanbul’u severim hep ıslatır beni. 2 yıl yaşadım ve dönmeyi hiç istemedim. Şimdi Izmir’in güzelliklerinin gölgesindeyim.

Saat 13.30 devleşen gücüyle sahnedeydi. Dikkatlice dinliyordum. Üniversite öğrencileri ciddiye almıyordu o zamanı , oysa zamanı geriye alıp onların yerinde olmayı isterdim. Uzay, yapay zeka, elektrikli araçlar. Muhteşem bir sunum ve görsel zeka ile dolu doluydu. Giderken bir kitap fısıldadı kulağımıza. En iyi duyanın rafında şimdi. Okudum, okudukça 30 yaşıma en yüce şeyi armağan etmiştim kendime. Nerede olduğum, ne yapmam istediğim, yapabilecek miyim korkularım?

Ait olduğun işin en iyisi olmalıydın. En iyi çay servis edeni, en iyi cam sileni, en çok satanı, müşterisine en çok dokunanı, ekibine liderlik eden değil de, ekibiyle lider olanı, müthiş bir ev kadını olanı, evde üretebileni, annelik ile beraber iş hayatında harika hamleler yapanı… En iyisi olmalısın, bir kahvenin köpüğü kadar muazzam. Hem bir kahvenin kırk yıl hatırı olmalı, hem damakta güzel bir tat bırakmalı, hem de her öğle yemeğinden sonra vazgeçilmez olmalı. Yani her ne is yaparsan yap, en iyisi olmalısın.

İçinde ki güce inan ve hayatının lideri ol. Yenilen, silkelen, cesaret et ve yola çık.

Evet işe alınmadım pes ettiğim anlamına gelmiyor , ama kendi içimde büyük bir yenilenme yaşadım. Ben yaptığım işin ustasıydım, maazeret edemeyecek kadar bilgiliydim. Yani yıllarca çalışıp, lider olduğumu keşfettiğim gün istikrarımın miladıydı aslında.

İçinde ki lideri keşfet …

0zenAcar

About Hakan Alkan

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir